Cumartesi, Mayıs 27, 2006

Tebrikler!


Bu gün ne uzun bir günmüş ya, ne çok olayın tarihi bu güne denk gelmiş, enteresandı. Bir gün 24 saat ama oldukça kısa gibi geliyor insana, işte bakın neler neler sığdı bir güne.

Çok sevindim, Hüseyin Doçent oldu bugün. Biliyorum başarılı olacaksın diyordum ya, çıktı işte sözüm. Layıktır arkadaşım, seni tebrik ederim. Hayırlara vesile olsun, İnşallah.

Günlerden 26 Mayıs

YARIN

Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz

Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına
Yarın bitecek sanki her şey
Yarın ölecek gibiyiz.

Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki.

Özdemir ASAF

Ah baba ah, tam 4 yıl oldu senden ayrılalı. Bugün sen komadayken, başında umutla ve sabırla beklerken yaşadığımız günler geldi gözümün önüne bir bir.

Neler yaşadık neler bir bilsen sen yokken. Neler gördü bu yürek, nelere katlandı, katlanıyorda. Eskiden her olayda keşke burda olsaydı derdik senin için, şimdi ise belkide şu anda bunları iyiki görmedin, yaşamadın diyoruz ne tuhaf değil mi? Bilmem yanımızda olsan, bunları anacığımla birlikte sen de yaşasan neler olurdu, nasıl davranırdın? Mükemmel ana yüreği ile benim bile hayrete düşerek izlediğim o fedakar insan, hep bize kol kanat oldu sen yokken. Ama her işin en doğrusunu, en hayırlısını Rabbim bilir, biz bilemeyiz. Bunda da bizim göremediğimiz hayırlar gizlidir muhakkak. Bu bizim kaderimizdi, böyle takdir edilmişti. İşte böyle düşünüp, böyle hissedince biraz daha kolaylaşıyor herşey. Yoksa başka türlüsünün dayanılması çok ama çok zor.

Senin gibi bir babanın evlatları olmaktan, senin ismini taşımaktan hep gurur duymuştum, duyacağım da...Merak etme, bundan sonra da hep sana layık bir evlat olmak için çabalayacağım, senin istediğin doğrultuda, tıpkı benden olmamı istediğin gibi olacağım. Bizi etrafında toplayıp, hep birşeyler anlatmaya, bir şeyleri dinlettirmeye çalışmanı ve onlardan dersler çıkarmamızı söylemeni öyle özledim ki bilemezsin.

Babacım, hep derler ya Allah bunu unutturacak başka acı, dert vermesin ve daha acısını göstermesin. Bizler seni asla unutmadık ama senin acının üstüne bir de onlar büsbütün dağıttı bizi. Ama emanetlerin benim emanetlerimdi biliyorsun. Biraraya geldik sonunda, hep senin istediğin gibi, ama eksiklerimiz var aramızda. Kalanlarla elele verdik şimdi, toparlanmaya çalışıyoruz. Onlara elimden geldiğince iyi bakmaya çalışıyorum ve bakacağımda. Yaratan bu canı bu bedende koydukça tabi!

Rabbim cennetine alsın seni...

A.K.

AĞLAMAK

Ağlamak
Bazı acılarda yetmez
Bazı ölümlere
Örtüsüdür bazı acıların
Örter, örtülmez
Savunur bir süre
Ağlayanlar sevinmeli
Sevin ağlayabiliyorsan
Acılar art arda dinmeli
Durur bir nöbetci gibi
Durur bir bekci gibi
Zamana gülmeli-gülmeli.
Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak.

Özdemir ASAF




Cuma, Mayıs 26, 2006

Vefasız Öğrencilerim


Ben de en az onlar kadar heyecanlıyım. Çünkü, öğrencilerimin mezuniyet törenleri var bugün. Bundan 4 yıl önce onlar birinci sınıftayken ne kadar heyacanlı, ne kadar küçük olduklarını hatırlıyorum. İlk günden onların mezuniyetini görebilecekmiyim acaba dedim kendi kendime. Büyüdüler, olgunlaştılar ve diploma sahibi oldular, ama ben mezuniyet törenlerini göremedim. 3,5 yıl iyi kötü zamanlarımız oldu, bazen işlerimin yoğunluğundan onlarla ilgilenemedim. Onları bilmem ama ben onları sevdim. Çünkü onlar benim için özeldiler ve sevgiyle hatırlayacağım onları. Tam birbirimize alışmıştık ve onları tanımaya başlamıştım ki, oradan ayrılmak zorunda kaldım. Ben onların mezuniyet törenlerine katılamasamda, beni aramasalarda, onlarla gurur duyuyorum. Hep iyi bir örnek olmaya, iyi örnekler göstermeye çalıştım. Madem o çok istediğim konuşmayı bugün yapılacak olan törende yapamıyorum, buradan size yapayım dedim:

''Sevgili Meslektaşlarım,

Sizler dört yılın sonunda tamamladığınız eğitimle artık genç birer Kimyager oldunuz. Önünüzdeki süreçte, öğrencilikte yaşamış olabileceğiniz sıkıntılardan daha zorları, daha büyükleri ile karşılaşacaksınız. Ancak ümitsizliğe düşmeyip kendinize güvenin, çünkü henüz farkında olmasanız da karşılaşabileceğiniz her türlü zorluğun üstesinden gelecek teorik ve pratik bilgilere sahipsiniz artık. Durum ne olursa olsun, vicdanlı, onurlu ve dürüst bireyler olacağınıza inanıyorum. Sizlerin topluma kazandırılmasında büyük emekleri geçen ve bu uğurda hiç bir fedakârlıktan çekinmeyen ailelerinizi yürekten kutluyorum. Bizlerin her zaman arkanızda olduğunu da unutmamanızı diliyorum. Sizleri bir gün iyi bir yerlerde görmek umuduyla, uğurlar olsun ve geleceğiniz başarılarla dolsun.''

İnsanlar

İnsanlarda ülkelere benziyor

Sınırları var, yüzölçümleri...

Yasaları var, bayrakları, ilkeleri...

Kimi dağlık bir arazidir

Kimi kıraç

Kimi bereketli...

Kimi dardir

Kimi engin göz alabildiğine

Kiminin sınırından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir...

Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri

Sonuçta; ne küçümse insanları,

Ne de önemse gereğinden fazla

Ama anlamaya çalış:

Nedir sınırlarının varabileceği son nokta;

Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri...


Perşembe, Mayıs 25, 2006

Bir vefalı insan, bir hayırlı dost!

Kıymetli arkadaşım Hüseyin için yarın hayatının en önemli günlerinden biri olacak. Biliyorum başarılı olacaksın çalışkan arkadaşım. Senin gibi bir akademisyen pek ender bulunur kalbi temiz arkadaşım. Senin gibiler çoğalmalı, sana bu milletin ihtiyacı var haysiyetli arkadaşım. Sen başarılı olmalısın ve öğrenciler yetiştirmelisin. Sen bize Ayfer'imizin yadigârısın, onun sayesinde seni tanıdık, iyikide tanımışız. Onun dediği kadar varmışsın, fazlası var eksiği yok. Eğer yarın Doçent olursan ki İnşallah olur, o da seninle gurur duyardı ve çok mutlu olurdu, tıpkı kendisi olmuş gibi, inan buna. Bana söylediğin anlamlı sözler aklıma geldi, ne kadar da doğru söylemişsin:

‘’Para, ünvan ve kariyer daha hayırlı işler yapmamıza vesile olacaksa nasip edilsin. Birilerinin isminin başındaki kısaltmalar belki toplumda değer verilmesi için yeterli ama, o değer ne kadar samimi bilinmez. Allah dualarımızı yukarıda bahsettiğim gibi daha hayırlı ve faydalı işler yapacaksam ve o ünvan sayesinde haksız olduğum yerde haklı çıkmaya, çıkarılmaya çalışmayacaksam kabul eder. Ama bu nasiptir ve en iyiyi O bilir.’’

Allah yardımcın olsun, dilindeki ve kalemindeki bağı çözsün. Darısı da hayırlısıysa eğer, bir gün bizlerin başına İnşallah.

Pazar, Mayıs 14, 2006

Benim annem yılın annesidir!


Sizinki nasıl bilemem ama benimki için çokta anlamı yoktur bugünün. Çünkü o çocuklarının sevgisini hergün hissedebilen ve yaşayabilen çok özel bir annedir. Biliyorumki birlikte yaşadığımız hergün, bir içten sarılma, bir öpücük ve en başta bizim sağlıklı olmamız birer hediyedir zaten onun için. Bazılarına tuhaf gelsede, o öyle pahalı hediyelerden, sahte gösterilerden hoşlanmaz, hisseder bunu. Örneğine az rastlanır, fevkalade fedakar bir annedir benimkisi. Tabi herkese göre kendi annesi öyledir muhakkak, ama bi de ben size benimkini anlatayım benim gözümle. Acıların en büyüklerini yaşayıpta, geride kalan yavruları için yeniden hayata sarılmaya çalışan, sağlık problemlerine rağmen ayakta durmaya çalışan, onlara destek veren, kendinden önce onlara dua eden, çocuklarını üzmemek için üzüntülerini belli etmemeye çalışan, göz yaşlarını içine akıtan başka bir anne varmıdır acaba? Bütün anneler için her evladının yeri ayrıdır, herbiri bir diğerinin yerini dolduramaz, hepsi başka özeldir onun için ve her biri bir başka mutluluktur tabiki. Ama o elinde kalanlara şükretmesini de bilen, adeta bir sabır abidesidir.
Benim için
bu takdire şayan çabalarıyla yılın annesidir o zaten.
Onu ne kadar sevdiğimi, o olmasaydı şu hayatta tutunacak hiçbir dalımın olmayacağını, onun beni ne kadar rahatlatıp mutlu ettiğini, sığındığım bir liman olduğunu, herkonuda destek verdiğini ve yeri doldurulamayacak eşsiz bir insan olduğunu bu gün bir kez daha bilsin istedim.
Beni gerçekten anlayan, içimdeki tek gerçek aşksın sen. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
Ama günümüzde bunu hissedemeyen ve yaşayamayan bir sürü anne var. Bırakın bir tek günde olsa hatırlansınlar, mutlu olmayı hakeden milyonlarca kutsal varlık gibi elleri öpülsün, değer verilsin ve mutlu olsunlar. Bu gün ticari kaygılardan uzak olsun diycem ama bunun günümüzde çok zor olacağını biliyorum. Bunlara rağmen, her nekadar yetersiz de olsa varsın bir gün onlara adansın ve onore olsunlar.
İyiki varsınız sevgili anneler, hepinize binlerce teşekkür etsek azdır.

Salı, Mayıs 09, 2006

Yine beni bekleyen acı günler var biliyorum

Şu insanları anlayamıyorum, anlayamıyacam da. Yalnızca önyargının çok kötü birşey olduğunu biliyorum o kadar. Bunu hayatımın belli dönemlerinde yaşamıştım ama bu yakınlarda hele böyle bir psikolojideyken kaldırabileceğimden fazlaydı. Sabret diyorlar, sabret Aysel bunada katlanırsın sabret. Daha bilmiyolar ki, bu yürek nelere katlandı ve hala daha katlanıyo da. Sabredeceğim elbette başka ne yapabilirim ki, sevdiklerim için bunu yapmalıyım. Ayakta kalmalıyım ki, onlarda benden güç alsın. İşini kolaylaştıralım diyen yok tam tersi nasıl daha da üzebiliriz ona çabalıyorlar sanki. 14 senelik akademik hayatımda neler gördüm diyodum, kimleri tanıdım ama daha da tanıyacaklarım varmış meğer. Oysa ne umutlarla ne beklentilerle gelmiştim. Herşey daha iyi olacak diyodum. Bir yerlerden bir şekilde hayata tutunmaya çalışan birinin işini zorlaştırmak niye? İnsanlardan anlayışlı olmasını beklemiyorum ama bu kadar acımasızlık beni büsbütün üzdü.

Ama bu dünya sadece buradan ibaret değil, bunun ötesi de var onu bilsinler isterim. Hesap günü geldiğinde kul hakkına girenlere Allah yardım etsin.