Salı, Şubat 07, 2006

Bir bilsen seni nasıl özledim.


Seni ne çok özledim ah bir bilseydin Ayfer'im. Kavgalarımızı bile. Bana beni hiç sevmiyomusun derdin ya. Öyle seviyomuşum ki bilemezsin. Halimi bir görsen, sen bile acırdın bana, perişanım, derbeder. İnsan neden kaybedince anlar sevdiklerinin değerini ki? Niye sana seni çok ama pek çok kereler sevdiğimi söylemedim, söyleyemedim ki.

Sensiz koca bir hayat, seninle paylaşılmayan her şey. Her istediğim, sıkıldığım an telefonun ucunda değilsin, yakınımda değilsin.

Bana bir gün, benim ablam ne güzelmiş ya demiştin, gerçekten sen oldukça güzelmişsin de ben farkedememişim demiştin ya onu hatırladım bu gün. O iltifatını nasıl unutabilirim, üzüntülü olduğum bir anda beni mutlu etmek için söylemiştin ya.

Geçenlerde sensiz ilk defa sinemaya gittim. Çok boş geldi, yorum yapan olmadı, tartışamadım, konuşamadım, gülemedim, sen yoktun çünkü. Kısacası, denedim ama olmadı sensiz. Sonra yine geçenlerde dağa çıktım, yine sensiz kayamadım doğru dürüst. Hiç zevk vermedi inan, inerken seninle şarkılar söyleyemedim bağıra çağıra. Yine geçen gün sensiz çarşıya çıktım. Alışveriş bile zevk vermedi, çünkü müdahale eden olmadı, ya da beğendim diyen olmadı. Olmadı inan. Sonra bizim kızlarla eskiden olduğu gibi, pembe salonda okey oynamaya gittik, seni yadettik, biraz gülüştük, konuştuk, şakalaştık. Bir sen yoktun. Ben kazandım ama inan hiç zevk vermedi, çünkü karşımda sen yoktun, bana göz kırpmamıştın. Olsun aşkta da kazanırsın sen demedin, diyemedin.

Sırdaşım, dostum, meslektaşım, arkadaşım, gardaşım, herşeyim... Seni çok ama çok özledim. Güzel gülüşünü, yüzünü, yorumlarını, cesaret vermeni, paylaşmanı, iyi niyetini, çözümlerini, herşeyini. Ah bir bilsen, sensiz nasılım. Beni senin gibi hiç anlayan yok. Sabır diliyorum Yüce Yaratan'dan verir İnşallah en kısa zamanda. Bir gün buluşacağız, sadece onu biliyorum ve bekliyorum. Öptüm seni o güzel yüzünden. Aciz Ablan.

ANLATAMIYORUM (MORO ROMANTICO)

Aglasam sesimi duyar misiniz,
Misralarimda;
Dokunabilir misiniz,
Gozyaslarima, ellerinizle?

Bilmezdim sarkilarin bu kadar guzel,
Kelimelerinse kifayetsiz oldugunu
Bu derde dusmeden once.

Bir yer var, biliyorum;
Her seyi soylemek mumkun;
Epeyce yaklasmisim, duyuyorum;
Anlatamiyorum.

ORHAN VELİ KANIK



1 yorum:

hilal dedi ki...

Benim şu an içinde bulunduğum psikolojiyi anlatmama imkân yok ama anlatmakta istemem. Zaten bilmem anlayabilen olur mu ki. Sadece, bu yaşadıklarımla, birkaç tavsiye verebilirim o kadar.

Sevdiklerimizin kıymetini bilelim lütfen ve elimizde kalanlarla yetinelim. Onlar var olduğu için hep şükredelim. Ve her yaşadığımız mutlu güzel an için de. Ben hep elimde bulunan bu güzel aileyi sevdim, kıymetini bildim, yaşadığımız her anı dolu dolu geçirmeye çalıştım ve şükrettim ama yeterince şükretmemişim demek, yeterince kıymet bilememişim. Hep yanımda olacaklar sanmışım. Hep ortak paylaşımlarımız sürecek ve hep mutlu olacağız. Öyle değil işte, öyle değilmiş.

Muratcım eve döneli daha iki ay oldu olmamıştı. Onu her sabah öperek uyandırırdım, ona olan özlemim bitmemişti ki henüz. Keşke daha çok sarılsaydım. Ya Ayferimle... ona niye onu ne kadar çok sevdiğimi ve ona ne kadar çok ihtiyacım olduğunu, onsuz bir hayatın ne anlamı olduğunu, ona ne kadar güvendiğimi söylemedim ki. Onunla daha çok sohbet edip, ona daha çok sarılmadım ki..Bunları nasılda çoğaltabilirim Allahım.

Neyi, hangi birini anlatayım onları ne kadar özlediğimi mi, onlarla ne kadar gurur duyduğumu mu? Ya paylaştığımız sırlar, sıkıntılar, güzellikler, gönül meseleleri... Onlar benim kardeşim değildi ki, her şeyimdi. Dostum, sırdaşım, arkadaşım, abim, ablam, babam... Onca arkadaşım olmasına rağmen hiç biri onların bana verdiği güzellikleri veremez ki..Onların yerini dolduramaz ki..Bilmem bunu anlayabilir misiniz? Öylesine mükemmel iki kardeş kaybettim ki... Bunun verdiği tarif edilemez yokluğu, boşluğu ve acıyı, onların yerine neyi ve hangi sevgiyi koyacağımı bilemediğimi anlayabilir misiniz?

Şimdi hafta sonu, en sevdiğim günlerden biri cumartesi. Mesai günü değil, ama ben mutlu değilim eskisi gibi. Ne anlamı var artık cumartesilerin benim için. Ayferle geçirmedikten sonra, bu hafta sonu ne yapalım: sinemaya mı gidelim, alışverişe mi, dağa mı çıkalım, pikniğe mi, arkadaşlarla mı geçirelim diyemiyorum ki...

Bazen kızıyorum insanlara, görmek istemiyorum kimseyi, niye mi? Yapmacık tavırlar görüyorum, üzülmüş gibi yapıyor benimle ilgileniyor gözüküyor, güya acılarımı paylaşıyor. Ama ben anlıyorum samimi olmadıklarını ve onlara kızıyorum rol yaptıkları için beni nasıl anlayabilirsiniz ki diyorum. Belki bu yaptığım doğru değil ama ne yapayım ki böyle hissediyorum. Ama en azından babamı kaybettiğimde düşündüğüm gibi Allahım herkesin babası ölsün demiyorum. Acılar insanı olgunlaştırıyor mu ne?

Biliyorum bu benim kaderimdi ve herkesin kaderi de farklı. Ama ne mutlu bana ki, bugüne kadar Cenab-ı Allah bana onlarla geçirdiğim bunca yılı bahşetti ve böyle güzel bir aileye sahip olmayan ve bunu özleyen nice insan var.