Salı, Ocak 31, 2006

1427. hicrî yiliniz mubarek olsun!

''Hicri yilin birinci ayi muharremin basinda ve 1427. hicret senesinin de girisindeyiz.
Hic merak ettiniz mi, yeni girdigimiz bu 1427. hicret yili basta nasil basladi, birinci ay ve sene ne zaman, nasil tespit edildi? Hicretten (16) yil sonra, Hazreti Omer’in halifeligi devri. Miladi (638)...
Abdullah, aldigi emri yerine getirmek icin hizla dolasiyordu Medine sokaklarini..
Gunes yakici sicaklarini sehrin uzerinde olanca etkisiyle hissettirirken kapilari dolasma gorevini tamamlayan Abdullah da donup geldigi mesveret binasi girisinde beklemeye basladi. Cok gecmedi, cagirdigi mesveret meclisi uyeleri de gorunduler... Iste ashabin ileri gelenlerinden Sa’d bin Ebi Vakkas... Iste Talha... Su gelen de Imam-i Ali olsa gerek... Uzaktan aceleci adimlarla gelen biri daha gorundu. Bu da Halife Hazret-i Omer’in ta kendisiydi. Mesveret meclisini de o davet etmisti zaten.
Nitekim iceriye girince vakit kaybetmeden, Allah’a hamd, Resul’une de salatu selamdan sonra hemen konuya girerek konusmaya basladi:
- Devlet islerini siralamakta zorluk cekmekteyim. Bana gonderilen bir evrakta saban ayi tarih olarak yazilmistir. Bu saban, hangi senenin saban ayidir, bu senenin mi yoksa gectigimiz senenin mi, belli degil... Basra Valisi Ebu Musa’nin da bu konuda evrak karisIkligindan sIkayetleri vardir. Farkli olaylara dayanan farkli tarihlerin kullanilmasi bizi sasirtmaktadir. Kendimize gore bir tarih baslatmaliyiz artik. Iste bunun icin davet ettim sizleri.
Mecliste hazir bulunanlarin hepsi de boyle bir tarih baslatilmasina ihtiyac duyuyor, ancak hangi olayi tarih baslangici olarak kabul edeceklerini pek kestiremiyorlardi. Zira Resulu Ekrem Efendimiz (sas)’in hayatinin her gunu tarih baslangici sayilmaya layik hadiselerle doluydu. Nitekim Sa’d bin Ebi Vakkas kendince muhim gordugu teklifini yapti:
- Ben Resulu Ekrem (sas) Hazretleri’nin vefat gununu tarih baslangici olarak teklif ediyorum..
- Peki, sen ne dersin ya Talha?.. Saad’in teklifini duydun? Uygun buluyor musun?
- Ben boyle uzuntulu bir gunu tarih baslangici yapmayi uygun bulmuyorum. Bunun tam aksine Resulu Ekrem (sas)’in sevindirici dogumunu tarih baslangici olarak teklif ediyorum.
- Peki, ya Ali! Sen ne dersin?.. Bir de seni dinleyelim. Teklifleri duydun!
- Ben bu iki muhim olayin ikisinden de muhim bir baska olayi teklif etmek istiyorum.
- Neymis bunlardan da muhim olan olay?
- Hicret!.. Muslumanlarin Islam’i yasamak ve yaymak icin her seylerini terk ederek Mekke’den Medine’ye hicretlerini, Islam’in saglam zemin uzerine temel atma tesebbusu olarak da goruyor, tarihe baslangic olmaya layik bir buyuk hadise diye teklif ediyorum.
- Ne dersiniz Resulullah’in aziz ashabi?..
- Ben Ali’nin bu teklifini cok yerinde buluyorum ey Muminlerin Emiri... Ben de... Ben de...
Boylece Hazreti Ali’nin (ra) teklifiyle Resulullah (sas)’in Mekke’den Medine’ye hicret ettigi sene Islam tarihinin ilk senesi, ilk hicret kafilesinin yola ciktigi oteden beri kutsal bilinen muharrem ayi da birinci ay olarak tespit edilmis oldu.
Resulullah (sas)’in hicreti ise muharremin ardindan gelen safer ayinin yirmi altisinda Sevr magarasinda dort gece gizlenisini takiben 1 Rebiulevvel’de baslayip 8 Rebiulevvel’de Medine girisindeki Guba’da noktalandi.
Hicretten on alti sene sonra Halife Hazreti Omer’in baskanliginda toplanan mesveret meclisinin bu kararini kapida bekleyen Abdullah, Medine sokaklarinda halka ilan etti:
- Ey Muslumanlar!.. Bundan sonra Resulullah’in hicreti birinci sene, ilk hicret kafilesinin yola ciktigi mubarek muharrem ayi da birinci ay olarak tespit edilmistir. 16. hicret yiliniz tum Muslumanlara hayirli ve ugurlu olsun!..''
Bu alıntı bilgiyle, ben de Abdullah’ın o günkü duasına katılıyor, tüm Müslümanların 1427. Hicret Yılını tebrik ediyor ve insanliğa hayırlar getirmesini Rabbimizden niyaz ediyorum.

Ayrıca da, bu gün bir arkadaşımın bana gönderdiği ve benim de okuduğum Hicri Yılbaşı Duasını okumanız için sizlerle paylaşmak istiyorum, herkese uğurlar getirmesi dileğimle...

Hicri Yılbaşı Duası

Bilmillahirrahmanir rahim. Elhamdülillahi rabbil alemin vessalatü vessalamü ala seyyidina muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmain allahümme entel ebediyyül kadim elhayyül kerim elhannanül mennan ve hazihi senetün cedidetün eselüke fihel ismete mineşşeytanirracim velavne ala hazihin nefsel emmarati bissui veliştigale bima yukarribuni ileyke yazelcelali velikram birahmetike ya erhamerrahimin vesallallahü veselleme ala seyydina venebiyyina muhammedin ve ala alihi vesahbihi ve ehlibeytihi ecmain.


Çarşamba, Ocak 18, 2006

Gitmek mi zor kalmak mı?

Herşey yoluna girmeye başlayor mu nedir bilmem ama Ayışığı'nın benim için uğurlu geldiği kesin. Böyle devam etse hiç bozulmasa ne olur şansım.

Buralardan gitmek acaba bana iyi mi gelecek? Beni neler bekliyor acaba? Bakalım bunu zaman gösterecek.

İş kesinleşti ya korkuyorum işte. Bunca yıldır yaşadığım, alıştığım, sevdiğim bir çevreden uzaklaşmak. İlk başta ürkütücü geliyordu, ama şimdi biraz cesaretlendim sanki. Ama başka çarem de yok zaten. Gitmeliyim, bunu biliyorum sadece. Uzaklaşmalıyım buradan ve anılardan.

Bir umuttu yalnızlık birşeyleri paylaşamamaktı belki, gözler dalıp giderken, yaralı bir serçeye ağlayan bir buluttu belkide, belki belkilerle dolu bir hayattı bu...

Pazar, Ocak 08, 2006

Ayışığım

Bayrama iki gün var ama bizlerde ne bir bayram telaşı, ne bir heyacan, ne de bir istek var. Bitti gitti hepsi, hepsi çok uzaklarda kaldı sanki. Bir daha geri dönmiyecek gibi. Özlüyorum eskileri, eski günleri. Şimdilik bu böyle belki, çünkü şu an bir yenilik yokki hayatımda.

Eskinin yerine koyabileceğim ne varki. Acaba bunun cevabı ümitlerim olabilir mi? Ümidlerim var sahiden de hala ve herşeye rağmen. O halde o ümide sarılmalı mıyım yoksa bırakmalı mı? Tam yolun sonuna geldim derken bir ışık gözüktü birden bire, bu benim ayışığım mıydı? Bilemiyorum ki...

ACILAR DENİZİ

Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar hergün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...

Ümit Yaşar OĞUZCAN

Cuma, Ocak 06, 2006

AÇILIŞ


Israrlarıma dayanamayan biricik kardeşim sayesinde günlüğüme nihayet kavuştum. Şimdi başlığına sevgili günlük diye yazasım geldi:)) ama kendimi zor tuttum. Mutluyum, çünkü benim için farklı olan bu platformda özgürce kendimi ifade etme şansını ben de bulabileceğim artık.

Evet gelelim ayışığına, neden mi ayışığı o benim canımdan çok sevdiğim, özlediğim ve her geçen gün acısı içime
iyice oturan biricik kardeşimin isminin manasıdır. Onu hiç mi hiç unutamam ve burada da yadetmek istedim. O benim herzaman ışığım olacak. Benim ismimin manasına gelince, o da ay gibi parlak ve güzel :)) demek olduğu için onu kullanmak istemedim tabiki.

Sevgili yeni bilgisayarımın adı da eskisinde olduğu gibi bir kız ismi olan Arwen olarak kaldı. O ismi de bana Ayfer önermişti
ve bende itiraz etmemiştim. Evet etkileyici Aragorn'un sevgilisi Arwen... benim karekterimi nedense biraz ona benzetmişti. Bu işin bizim ailede bir gelenek olduğu konusunda kardeşim haklı çıktı. Yani bilgisayarlara isim verme işinin.

Şimdilik açılış için bu kadar yeter sanıyorum. Kendimi iyi hissettiğimde tekrar görüşmek üzere...