Salı, Kasım 16, 2010

Avucunuzu açmayı denediniz mi?

Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak varmış. Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanırmış. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konurmuş. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklükteymiş. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramazmış. Maymun tatlının kokusunu alır ve yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkamaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki, bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülürmüş.

Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken ise elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır!

Bu örnekle aşağıdakileri benzeştirirsek; sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünebiliriz:

—Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,
—Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 10–20 kat büyük evlere sahip olmak,
—Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,
—Okumadığımız kitaplara sahip olmak,
—Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,
—Bize günde 3-5 kez zamanı, başkalarına ise sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,
—Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak; tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,
—Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,
—Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız ve faydalanmadığımız daha nelere nelere sahip olmak... Ya da sahip olduğumuzu sanmak...

O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz? Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?

Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz. Ah bunu bir anlayabilsek...

6 yorum:

Berna Ceyhan dedi ki...

Bu gerçekten harika bir yazı. Her bir kelimesi diğerinden daha doğru. Aynı zamanda büyük çoğunluğun aklının ucundan geçirmeyeceği bir konuyu işlemişsiniz. Umarım daha çok kişi okuma fırsatı bulur bu yazıyı.

PukiDiki dedi ki...

Güzel bir konuya değinmişsiniz sadece tutsağı olduğumuz, sahip olduğumuzu sandığımız ama aslında bize sahip olan şeyler...

Ormanda bir agac dedi ki...

Size yürekten katiliyorum. Yazmaya devam lütfen.

irfancavus dedi ki...

Maymun hikayesini ben gercekten yasadım.restaurantimdaki palmiye ağacına uzun bir zincirle bağlı olan maymunum pet sise içindeki tası almak için elini icine söküp tası çıkarmak için kolunu çekince konik sekilde olan pet şişenin boğaz kısmında maymununun eli sıkıştı (normalde giren eli bu defa tası tuttuğundan yumruk seklinde oldugundan dolayı sıkıştı ) ve cektikce sahada çok sıkışmasına ve sinirlenmesine cildirmasina sebep oldu.nasıl yardım edeceğimi şaşırdım beni kendisine yaklastirmiyordu çok sinirliydi ve urkmustum ondan bu defa.sonra testere aldım .pet şişeyi kesermiyim diye ama bu zaman zarfı icinde tası bırakmış ve şişden kurtulmuştu. Zavallicik çok korkmuştu.13yil gecti bu hikayeyi yaşadığım zamandan sonra,,, Aslında belkide o zaman icinde bulunduğum tutsağı oldugum birşeyleri yitip gitmesi için bir dersmi çıkarmam gerekiyordu? yada bırakıp gitmesine musademi etmeliydim acılardan kurtulmak adına ? Kimbilebilirdiki?zamanmi?

eSR@ dedi ki...

ve elbette manevi açıdan mahkum olduklarımız ya da olduğumuzu sandıklarımız ... elimizi çeksek kurtulabileceğimiz nice ilişkiler dizisinde "gidememek"ten sebep çekilenler-yaşananlar ...

ihtiyatlı burjuva dedi ki...

bırakabıldıgı surece ınsanız bırakamadıgımız surece maymunuz.