Salı, Nisan 17, 2007

Hey gidi Kastel Konağı

Trabzon’un Sürmene ilçesi Kastel köyünde, 1856’da Hacı Yakupoğlu Memiş Ağa tarafından yaptırılmış olan Kastel Konağı, yani namı değer Memiş Ağa Konağı’ndan bahsetmek istiyorum.

2000 başında restore edilen konak, günümüzde boş halde durmaktadır. Gönlümüzden geçen, bu değerli konağın adına, ihtişamına ve geçmişine uygun şekilde yaşatılmasıdır. El sanatlarıyla ünlü Sürmene'nin kıyıda köşede kalmış kültür varlıkları derlenerek konakta sergilenebilir. Açık hava müzelerinde olduğu gibi, bir aile görevlendirilerek geleneklere uygun şekilde konak içinde yaşamaları sağlanabilir. Böylelikle ziyaretçiler ocakta yemek kaynatıldığını, sofrada yufka açıldığını görebilir, konağa gelen bir misafir gibi ağırlanabilirler. Konağın bahçesi ise şemsiyeler altında insanların oturduğu, esintili bir çay bahçesine dönüştürülebilir. Uygun bir düzenlemeyle bıçak, keşan, fındık, çay, peynir, mısır ekmeği gibi Sürmene'ye özgü ürünler de bir köşede satılabilir.

Sürmene'nin 4 km kadar doğusunda, Balıklı mevkiinde ki burası anneannemin köyü olan Kastel köyüdür. Sağda, yol üstünde geniş saçaklarıyla uçmaya hazırlanan kartala benzeyen güzel bir konakla karşılaşılır ki, işte bu konak Hacı Yakupoğlu Memiş Ağa Konağı dır. Çocukluğumuzdan beri hemen hemen her yaz gittiğimiz, her seferinde gezmekten büyük bir haz aldığımız, önünde bir sürü resimler çektirdiğimiz bir yerdir burası. Neredeyse hiç ziyaret etmeden dönmediğimiz, bahçesinde mezarı bulunan ve torunu olmaktan gurur duyduğum büyük büyük dedemiz Memiş Ağa’ya bir fatiha okumadan da geçmediğimiz, tarih kokan ve eskileri hatırlatan bir mekândır bizim için.

Arkasını küçük bir ormana veren, yüksek bir yamaçtaki Memiş Ağa Konağı denize yönelik olup, Trabzon’a gelen birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Memiş Ağa konağı, dış görünüşüyle güçlü ve güven verici bir yönetici binası olduğunu gösterir özellikler taşır. Ancak Memiş Ağa konağı taş duvarları, yerden iyice yükseltilmiş üst yaşama katı ve konumu ile hem "kale ev" hem de bir yönetim binası niteliğindedir. Bu görüş, Memiş Ağa'nın çeşitli yöneticilerle burada toplantılar yaptığını, emirlerini buradan verdiğini, hatta zemin katta bulunan zindanda da cezalandırılmış kişilerin tutulduğu yönünde anlatılanlarla da doğrulanır. İki katlı kargir evin birinci katı muntazam yontma taştan duvarları işlenmiş, dışa çok fazla sarkan saçakların yardımıyla cepheler yağmurdan korunmuştur. Bölge taş ve özellikle ahşap işçiliği ile ünlü olduğundan, kapı kanatları ve tavanlar ahşap işçiliğinin en mükemmel örneklerini sergiler. Zengin bir ağaç işi bezemesine sahip olan konağın kapı kanatları, pencere parmaklıkları görülmeye değer güzelliktedir. Özellikle sofanın tavanı, oda kapıları, selamlığı, döner tavanı Trabzon yöresindeki en gelişmiş ve ince oyulmuş ağaç işçiliğini göstermektedir. Buradaki geometrik ve bitkisel kompozisyonlar karışarak oldukça ilginç bir görüntü vermiştir.

Konaktaki asıl yaşam birinci katta olup, buraya üzeri kapaklı düz bir merdivenle çıkılmaktadır. Kuzeydeki sofanın sağ ve solundaki odalar selamlığa, güneydeki iki oda ise hareme aittir. 18 yy.da yapıldığı sanılan binanın üst katındaki batı odasının ortasında bir mil etrafında dönebilen bir parça vardır ki: bu vantilatör ve rüzgârgülü vazifesini görmektedir. Yani tavanın tam ortasında, çevresiyle aynı süslere sahip yaklaşık 35 cm lik yuvarlak bu bölüm, çatı dışına çıkan ve rüzgârla dönen bu mil sayesinde hareket edebilmektedir. Tavanın bu özelliğinden dolayı konağa halk arasında ''Döner tavanlı konak'' ismi de verilmiştir. Yörede hüküm süren ve etkili olan bir ağa evinin tüm özelliklerine sahiptir aynı zamanda. Konak, büyük ve farklı görünüşüne karşın, Sürmene köy evlerinin yapı ve plan geleneklerine de uyar. Tek farkı, oda ve mekânlarının iki kata paylaştırılmış olmasıdır.


Zemin katta ise aşhane bölümü diye isimlendirilen mutfak, kiler ve kemerli ocakları yer almıştır. Konağın zemin katta üç kapısı bulunmaktadır. Bunlardan ikisi doğu ve batı cephelerinde karşılıklı olarak açılmış, biri de kuzey cephesinde, denize bakan yöndedir. Karşılıklı kapılardan girildiğinde birer küçük giriş mekânından sonra, zemin katın güney yarısını kaplayan aşhaneye geçilir. Aşhane, sıkıştırılmış toprak zeminli, büyük bir mekândır. Güney yönünde bir kemerle geçilen, yüksek ve geniş bacalı bir "ocaklık" yer alır. Yukarıdan sarkan kalın bir zincir, belli ki zamanında nice büyük yemek kazanlarını taşımıştır. Aşhanenin her iki yanında, küçük odalar da yerleştirilmiştir. Bunlar, hizmetçi ve görevli odaları diye tariflenir. Zemin katın kuzey tarafındaysa, atlar için ahır ve bu işleve yardımcı nitelikte odalar konumlanmıştır. Buraya giriş kuzey kapıdandır. Konağın üst katına, doğu kapısından girer girmez yükselen dik merdivenle ulaşılır. Merdivenin üst başına çok süslü bir korkuluk ve baba direği yerleştirilmiştir. Üst döşemede merdiveni kapatarak alt katla ilişkiyi kesen bir de kapak vardır. Burası, 36 m2 ölçüsünde, oldukça geniş ve aydınlık bir sofadır. Denize bakan pencereleri ve yüksek tavanıyla belli ki burada kalabalık toplantılar yapılmıştır. Kuzey doğu ve kuzey batı köşelerinde özenle yapılmış ve süslenmiş iki oda yer alır. Bunlardan batıdaki "başoda", önemli konukların ağırlandığı, sohbetlerin yapıldığı bir tür konuk odasıdır. Oymalı taş şömine yaşmağı, şöminenin her iki yanında oyma süslerle bezeli taş dolap ve gözler, duvarların tavana yakın bölümündeki renkli resimler ve nihayet tavanda geometrik bölümlenmeler içine yerleştirilmiş boyalı ahşap kabartma süsler, ev sahibinin gücünü ve özenini ortaya koymuştur. Başoda'nın güney bitişiğine, sofadan bir kapıyla girilen el yıkama yeri ve tuvalet yerleştirilmiştir. Güney doğu köşedeki oda ise daha sade süslerle bezenmiştir. Süslemeler tavanda ve renkli resimler şeklinde duvardadır. Bu odada kadınların toplandığı düşünülebilir. Sofanın güney duvarındaysa üç kapı görülür. Bunlardan ortada olan, güney yönünde uzanan bir koridora açılır. Diğer iki kapı ise sofadan geçilen ve bu koridorun her iki tarafına rastlayan odalara açılmaktadır. Sekileri, şömine ve dolaplarıyla hem gündüz hem de gece yaşantısına hizmet edebilirler. Ancak, ikişer küçük pencereleriyle oldukça karanlık olan bu odalar, daha çok kışın ve yatmak için kullanıldıkları izlenimi verirler. Koridorun güneye ucu, doğu batı yönünde daha kısa bir koridorla (T) şeklinde kesilmiştir. Kısa koridorun doğu ve batı ucuna birer oda daha yerleştirilmiştir. Her iki odada da, ikisi güneye açılan üçer pencere vardır. İçeriye dolan güney ışığıyla daha aydınlık olan bu odaların, güneş etkisiyle iyi ısındığı da düşünülebilir. Oymalı dolapları, şömine ve şekileriyle burası kadın ve çocukların yaşadığı harem mekânı olsa gerektir. Güney yöne bakan her iki odanın arasına, birkaç basamakla çıkılan küçük bir banyo da yerleştirilmiştir.

Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında Trabzon'u Pontus İmparatorluğundan fethederek aldığı zaman, Kırımda yaşayan Türkleri, Karadeniz sahillerine yerleştirmiştir. Bu yerleşme sonrasında, Cevahiroğulları, Hacı Tahiroğulları, Hacı Yusufoğulları ve Hacı Yakupoğulları v.s ailelerin birbirlerinden kız alıp vermeleriyle aileler büyümüştür. Hacı Yakupoğullarının büyük bir bölümü Sürmene kazasının Civra köyü, Kastel deresinin batısında, Kastelli mevkiinde, Hacı Yusufoğlu ve Hacı Tahiroğulları da Kastel deresinin doğusunda yerleşmişlerdir. 1799 veya 1804 Miladi yılda Sürmene’nin Balıklı (Civra) köyünde doğan Memiş Ağa, bölgenin son Baş Tımar Ağası olan Hacı Yakup Ağa’nın oğludur, anne tarafı ise Kırımda yerleşik Kırım Türklerinden Hacı Yakupoğulları kavmine mensuptur. Diğer aşiret ağalarının taciz etmeleri üzerine Yakup Ağa 1814 Yılında İstanbul’a, oradan da Romanya ’ya göç eder. Memiş Ağa, 15 yaşına geldiği zaman cesur bir delikanlı olarak babasını taciz ederek memleketten uzaklaştıran bu ağalara mukavemet göstererek geri gelir ve bölgenin kontrolünü tamamen eline alır.

Osmanlı döneminde, imparatorluk toprakları idari açıdan eyaletlere bölünerek yönetiliyordu. Eyaletlerin başındaki valiler, çeşitli olanaksızlıklar yüzünden denetimde güçlük çektikleri yörelerde, devlet adına vergi toplayacak, güvenliği sağlayacak yardımcılar seçerlerdi. Bu yardımcılar, o yörede sözü geçen, güçlü, varlıklı kişiler arasından atanırdı. Yörede "ağa" adıyla bilinen bu görevlilerden biri de Memiş Ağa idi. 1700'lerin sonlarında adını duyurmuş olan Hacı Yakupoğlu sülalesine, 1800 başlarında Trabzon valisi tarafından Sürmene ve çevresi için idari görev verilmişti. Tarihçiler, Memiş Ağa'nın, Hacı Yakup'un en büyük oğlu olduğunu ve yüklendiği ağalık görevini başarıyla sürdürerek çeşitli yararlılıklar gösterdiğini yazarlar. 1819 yılından itibaren Osmanlı Hükümeti tarafından Ayan Ağa’lığına kabul edilerek görevlendirilmiştir. 1824 tarihi itibariyle de, Memiş Ağa’nın Ayan Ağa’lığı yeni yetkilerle daha güçlü konuma getirilerek, komşu yerleşim alanlarının idaresi de Memiş Ağa’ya devredilmiştir. 1846 yılında Yüzbaşı rütbesi verilerek silahlı kuvvetlerinin bölgedeki temsilcisi olur. 1854 yıllarında asker kaçaklarını yakalayıp teslim etmekle, Osmanlı hükümeti tarafından görevlendirilir. Bu olaylarda hükümetin tarafını tutan Yakupoğullarından Memiş Ağa, bu olaydan sonra güçlenmiş, zenginleşerek Kastel mevkiindeki konağı yaptırmıştır. Hacı Yakupoğlu Memiş Ağa Konağı, Memiş Ağa tarafından Yüzbaşı rütbesi ile ödüllendirilip Silahlı Kuvvetlere katılmasından on yıl sonra kendileri tarafından yaptırılmıştır.

A.Küçük

31 yorum:

Adsız dedi ki...

köyümün konağını cok açık bir şekilde tanıttığınız için teşekkür ederim ayrıca resimlerde çok hoş olmuş ama konağın içini gösteren resimlerin fazla olması iyi olurdu ama güzel olmuş trabzonlu herkezin geçmişini ögrenmesi için iyi bir fırsat

mecit_yakupoglu dedi ki...

BENDE AİLENİN BİR FERTİ OLARAK,
AİLEMİZ VE KONAK HAKKINDA VERMİŞ
OLDUĞUNUZ BİLGİLERDEN DOLAYI
TEŞEKKÜR EDERİM

havva yakupoglu dedi ki...

bnde aileden bırı olarak bu bılgılerı yayınladıgınızdan tesekkeurlerımı sunarım

cüneyt cift dedi ki...

bende bu ailenin torunu olarak bu konagı en ıı sekılde tanıttıgınızdan TESEKKUR EDERIM

hilal dedi ki...

Bende makaleme göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkürler ediyorum.
mail adreslerinizi bana yazarsanız çok memnun olacağım. böylece sizlere ulaşabilirim.
kucukaysel@gmail.com

neclaakın dedi ki...

bende cafer aganın torunu olarak konak hakkında verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim

Turuhana dedi ki...

merhaba arkadaslar bende birkac birseler yazmak istedim cook süper belkide hepimimiz bir birlerimizle akraba sayiliriz fakat tanismiyoruz nerdeeeeee,,,,,bende Haci memis aganin ikinci göbek torunuyum herkese sevgiler saygilar. Selametle

okan dedi ki...

mrb kucuk aysel önce kasteli tanıttıgın icin tsk ederim ama gercekleri sakladıgın icin seni kınıyorum badem bir seye kalkıstın dogrularıda yazmanı beklerdim köyümün bir sevdalısı olarak gercekleri burda yazmayı uygun bulmuyorum orjinal kastelli okan salihoglu ayrıca dursun hala benim halamdır .

hilal dedi ki...

Okan bey, öncelikle tanıştığımıza memnun oldum efendim. Ama hangi gerçeklerden bahsediyosunuz anlamadım doğrusu? Ben ne biliyosam, ne öğrendiysem onu yazdım sadece, neyi ve niye saklayayımki. Bir daha yorum yazarken kişileri zan altında bırakmayın lütfen. madem siz bukonuda bazışeyler biliyosunuz, yazında bizde hepbirlikte öğrenelim bari. Zaten bu makalem Kastel köyü hakkında yazılmamıştır, sadece konağı tanıtmak için yazılmıştır.hem neymiş bu gerçekler bende merak ettim doğrusu:))

mecit_yakupoglu dedi ki...

Aysel hanım merhaba,
ailemiz hakkında böyle bir çalışmadan ötürü sizi kutlarım.
Yalnız okan beyin yorumu sizi üztüğü kadar inanın bizleri de üzmüştür.Okan beyin gerçekleri yazın demesindeki ayrıntıyı ben anladım,ama burada yazmayı uygun bulmadığım için yazmıyorum.

mecit_yakupoglu dedi ki...

Okan beye �unu demek istiyorum,
Okan bey bildi�iniz ger�ekleri yaz�n da Hac�yakupoglu ailesi hakk�nda sizde olan ger�ekleri �renelim.E�er burada yazam�yorsan�z 05356971161-02125207321 nolu telefonlar�m� arayarak bildi�iniz ger�ekleri
s�yleyebilirsiniz.Ben sizin ne demek istedi�inizi �ok iyi anlad�m
aray�nda ger�eklerinizi bir de
senden dinleyelim.Bakal�m neymi�
bizim bilmedi�imiz ger�ekler.
sen de benim ne demek istedi�imi
iyi anlamiss�nd�r herhalde.

mecit_yakupoglu dedi ki...

Aysel hanım siz kusura bakmayın
böyle kendini bilmezler,kinlerini
farkında olmadan ortaya atabilirler
bizler de dostunu düşmanını tanımış
olur.
Neyse konuyu değiştirelim.
Siz Emine halanın torunusunuz sanırım. O halde M.salih ve Taner
abiler dayınız oluyor.
Emine hala,dedemle hala,dayı
çocuklarıdır,aynı zamanda da
akrabadırlar.

Erdal_Yakupoglu dedi ki...

Aysel hanım merhaba
öncelikle ailemiz ve konak hakkında vermiş olduğun bilgilerden
dolayı ailenin bir ferti olarak
teşekkür ederim.
Aysel hanım, okan adında şahsın
yorumu hiç hoş olmamış,bizleri
derinden üzmüştür.Kendisini şiddetle kınıyor ve gerçeklerini
yazmasını bekliyorum.

hakan_yakupoglu dedi ki...

Merhaba Aysel Hanım,
kendiniz ve ailemiz hakkında yazmış
olduğunuz yazınızdan ötürü sizi
tebrik ederim.
Okan Salihoğlu'nun yapmış olduğu
yorumu şiddetle kınıyor,ailemiz
hakkında bizim bilmediğimiz aslı
olmayan gerçekleri yazmasını
bekliyoruz.Ayrıca Dursun Hanım benim halamdır diyorsun,o çebi
ailsinden ailemize gelin gelmiştir
sizin nereden halanız oluyor.
Ulukan oğlu Hakan Yakupoglu

s.yakupoglu dedi ki...

Aysel hanım size teşekkür ediyor,
Okan salihoğlu'nu yorumundan ötürü
şiddetle kınıyorum.
Ailemiz hakkında ne gerçek biliyorsa açıklasın,bizleride
aydınlatmiş olur.

m.şahin dedi ki...

Aysel abla,
Bende Hacıyakupoglu ailesinin
torunu olarak size teşekkür ediyor,
Okan salihoğlu'nu kınıyorum

Adsız dedi ki...

OKAN EFENDİ,
DAYINIZIN VE AMCANIZIN OĞLU TURGUT
ABİNİZİN HANIMIDA HACAYAKUPĞLU
TORUNU YORUMLARINIZI YAPARKEN
NEREYE GİTTİĞİNE DİKKAT ETİN VE
SİZİ BU TÜR YORUMLARINIZDAN ÖTÜRÜ
ŞİDDETLE KINIYOR,ÖZÜR DİLEMENİZİ
BEKLİYORUZ.YOKSA.....

BİR AİLE FERTİ dedi ki...

AYSEL HANIM,AİLEMİZ HAKKINDAKİ
YAZINIZ İÇİN SİZE TEŞEKKÜR EDİYOR
HADDİNİ BİLMEZ OKON'I NEFRETLE
KINIYORUM.
EĞER BURADA AİLEMİZ HAKKINDA
BİLDİĞİ GERÇEKLERİ YAZAMIYORSA
BİZİ BULUP SÖYLESİN O CAHİL AKLIYLA
BİLDİĞİ GERÇEKLERİ DE ÖĞRENELİM.
OKAN SEN YOKSA BİZİM HABERİMİZ OLMADAN TARİH BÖLÜMÜNDE Mİ OKUTUN
DA ÖĞRENDİN GERÇEKLERİ DE O ÖĞRENDİĞİN GERÇEKLERİ BURAYA YAZAMIYORSUN.YAZIKLAR OLSUN SANA

Adsız dedi ki...

OKAN ORJİNAL KASTELLİ OLABİLMEN
İÇİN,HACIYAKUPOĞLU AİLESİNİ VE
KONAĞI İÇİNE SİNDİRMEN GEREKİR,
TARİH BİLGİN OLDUĞUNA GÖRE KASTEL
İSMİNİNDE KONAKTAN GELDİĞİNİ
BİLİRDİN VE HACIYAKUPOGLU AİLESİ
KASTEL DEKİ KONAĞI YAPMASAYDI
KÖYÜN ADI DA KASTEL OLMAYACAKTI
SENDE ORJİNAL KASTELLİ OLAMAYACAKTIN.BUNU BİLMEDİĞİNE GÖRE
GÖBEKTEN ATTIĞIN ANLAŞILIYOR.

Adsız dedi ki...

aysel hanım oncelıkle guzel yazını< ıcın tesekkur ederız.bır hacıyakupoğlu uyesı olarak okan beyıde sıddetle kınıyorum kendısının bıldıgı ama tum hacıyakupoğullarının bılmedıgı gercekler nedır cok merak ıcınde kaldık su bır gercektırkı soyadımızdan da bellı oldugu gıbı tum gercekler bızlerın ta kendısıdır.arkadasımız bıraz kıtap okumaya ozen gostermelıdır.

Y.HACIYAKUPOGLU dedi ki...

boyle okan adındaki cahil çekemeyenleri muhatap alıpda cevap filan yazmayın.Bu ulkede her iktidar sahibinin arkasından birsuru sey soyleyen cıkmıstır.Ataturk icin bile neler soylenir.Bu gercek kastel halkı oldugunu soyleyenede sulalesi bısuru uydurma sey anlatmıstır.sonucta o konak ve torunları olmasa okan gibileri nereli oldugunu soranlara ancak harita acıp da gostermek zorunda kalacaktı.

okan salihoglu dedi ki...

slm sevgili hemserilerim ya su meret pc olmasa birbirimizi bulamazdık neyse biz konuya dönelim yazımın basında belirttim aysel hanımı calısmasından ötürü tebrik ettim sadece bilgi sahibi olmadıgından ve övündügü icin öyle yazdım takdir edersinizki tarihciler ve bilim adamları uzun ugraslar sonucu bilgilerini kamu oyuna ve millete bildirirler ben cok merak ediyorum sizin aileden bir tarihci cıkıpta bu bilgileri bizlere acıkladı neden bu kadar gocundunuz orada ismi gecen ve isimsiz yorum yapanlara öncesunu belirteyim sakın ha sakın amcamı dayımı ve baska akrabaları bu konuya karıstırman sizin buhatabınız benim ben kimsenin nasırına basmadımki yakup beygamberin ismine olan hürmetinden ve saygım dan dolayı yakup ogullarını da bu konunun dısında tutuyorum benim ilk hayata atılmama vesile olan erdal ustama kardesi ulugan abime sonsuz sevgimi saygılarımı sunarım demekki onların anlattıkları büyüklerimizin anlattıları hep saffataymıs ayrıca dayım oglu ahmet hem tarih hem edebiyat hemde ingilizce hocasıdır tarihi ögrenmek isteyenlere özenle ders verilir keske bir araya gelik karsılıklı konusa bilsek yanlız burada isim belirterek soyu sopu karıstırarak sakın kimseyi rencide etmeyin biz sülale olarak seceremizi cıkarttık 200 yıl önceki atalarımız kafkasyadan onlarınn atalarıda orta asya ya kadar uzanıyo keske sizlerde arastırsanız da sizlerinde nerden geldigini ögrene bilsek köyümüzün ilk yerlesimcisi ceylan agadır sizi bilmem ama biz türk oglu türkküz meraklısına duyrulur herkese sevgiler saygılar.........okan salihoglu

Adsız dedi ki...

Evet okan Aysel hanımı yazısından
ötürü önce tebrik ettin daha sonra
kınadın.Madem Aysel hanım ve bizler
senin şuuraltındaki safsata olan
gerçekleri bilemiyoruz,sen açıkla da o gerçeklerini öğrenelim.
Ama ne hikmetse yine bidiklerini yazamadın ve tarihciler,bilim adamları çok uğraşlar sonucu bilgilerini kamuoyu ve millete
bildirirler diyorsun.Evet okan
tarihciler ve bilim adamları öyle yaparlar,kendi bilinçaltı ve
uydurma bilgileri millete bildirmezler,sen ise bilinçaltındaki bilgilerini bile
yazamadın.Ayrıca bir tarihci ve
bizden olduğunu söylediğin kişi
sana bizim bilmediğimiz bilgileri
açıkladı diyorsun,merak ediyoruz
doğrusu o tarihçi seni muhatap
alıp da bize bildirmediği bilgileri
sana mı söyledi,madem sana söyledi
o tarihcinin adını da yaz da bizde
bilelim o tarihci kimmiş.
Sen hiçbir tarihi bilgin olmadığı
halde insanları ve bir aileyi zan
altında bırak ondan sonra da niye
gocunuyorsunuz diye yaz,bu kabul
edilebilir bir durum değil,seni ve
sana akıl hocalığı yapan her kimse
şiddetle kınıyor,haddini bil
diyorum.Aksi takdirde olacaklardan
sorumlu değiliz.Şimdiden sonra senin gibi cahilleri muhatap alıp
da yorum da yapmayacağız.Çünkü
senin bir psiloğa ihtiyacın var biz
sana psikoloji tedavisi veremeyiz,
ancak senin gibilere verilmesi gereken ders neyse onu veririz.
Ula ........ soyu sopu kariştırarak
kimseyi rencide etmeyin diyorsun
senin yazdıklarını kulağın duyuyormu,senin şu an yaptığın
dübe düz adilik değil de nedir
sen kimim sülalesinin seceresini
çıkardın,ananın sülalesinin seceresini çıkartma kendi sülalenin
seceresini çıkart ondan sonra konuş
Şu an ismimi de açıklamıyorum
yüz yüze geldiğimizde kim olduğumu
öğrenirsin.

okan salihoglu dedi ki...

madem o kadar delikanlısın önce benim gibi adını yaz oradan ahkam kesmek kolay mademki cok istiyosun dedeminde seceresini vereyim sana onlarda yani bizler de kafkasyadan onlarında ataları aynı yerden gelmedirler uzun yazmama gerek yok kasteldeki herkesten memis aga hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz cünkü benim bildigimi orada yasıyan herkez biliyo bilhassa kastelin eskileri dikkat edin ben yakup ogullarını konunun dısında tuttum benim fikrim sadece memis aga ile ilgili sakın ha tehdit ederek bir yere varacagını sanma sende benim ailemi cok iyi biliyosundur arif olan anlar...

Adsız dedi ki...

Evet ne kadar delikanlı olduğun
belli oldu.Senin gibiler ancak
ölülerle uğraşırlar,dirilerle değil
Biraz sabredersen kim olduğumu da
öğreneceksin.Sanma ki senden sebep
ismimi gizliyorum onuda açıklayacağım ama burada değil.

serkan baştımar dedi ki...

ilk önce bu siteyi kuran AYSEL KÜÇÜK'e teşekkürlerimi iletir saygılarımı sunarım,benim konakta uzun yıllar geçiren bir babannem var.Ben konakta eskiden neler olup bittiğini hep ona sorardım.bu bilgeleri toplar merak edenlere hep iletirdim.gerçeği şu ki memiş ağa konağı tarihi bir konak ve ilk memiş ağadan kalan bir tarihi eser. onun hakkında doğru bilgiler vermek çok güzel bir davranıştır.ama yanlış bilgiler her zaman yanlış bir davranıştır.tek dediğim cümle şudur:GEL,GÖR VE GEZ.
ondan sonra konak hakkında aktaracağın bilgileri rahatlıkla aktar, siz de bunu başarmışsınızdır.ve ben bir i.ö.o öğrencisi olarak sayenizde konağın tarihini en güzel bir şekilde anlamış oldum.konuşmamı burada bitirir ve sizleri tebrik ederim.

okan salihoglu dedi ki...

bay isimsiz ben 52yaşında torun torba sahibi bir adamım neyi nerdeve nezaman konuşacağmıcokiyibilirim sana şukdarsoyleyeyim benkimsenin sülalesinitöhmet yada zan altında bırakmadım cünkü o sülalede benim bir cokarkadaşım ve birokdarda büyük vesaygıduyduğum dostlarım var hala ısrarla anlamamazlıktan geliyorsun ben o insaları incidecek kadar aslakücülmem beni tanıyanlar cokiyi bilir yeitişme tarzım ve terbiyem buna müsait deyil şimdi beni dinle madem dedenizi bukadar cokseviyodunuz nicin ogüzelim konagasahipcıkmadınız ha nicin mezarına sahipcıkmadınızha sakın bana ahkamkesmeye kalkma daha düne kadarmezarını dahi bilmiyordunuz kac kere dua okudun omezarın başında ha ben her cuma akşamıkuran ve yasın okurum bütün ölülere vebütün mümınlere edebini takın veterbiyeliol istersen sana burdan adresimi vereyim ha gelyüzyüze konuşalım bay isimsiz yoksa bütcenizmi el vermedi omuhteşem konagı yaptırmaya ha sen ne zırvalıyon bana benimde oailede akrabalarım var vehepsine sevgive saygılarımı sunuyorum ve konuyuburda kapatıyorum sakın bana
birdaha cevap yazmaya da kalkma sevgili arkadaşlarım vebüyüklerim böyle olmasını istemezdim ben sadece aysel hanımı eksik bılgıverdiginden dolayı kınadım sizler farklı yöne cetiniz dedik ya arif olan anlar saygılar sevgiler

Adsız dedi ki...

Okan terbiyeli olacak kişi varsa o da sensin,bu konuyuyla ilgili hiç bilgin olmadığından ahkam kesiyorsun.Delikanlıysan adresini
ve telefonunu ver de gelip görüşelim.
bekliyorum

hilal dedi ki...

Rica ediyorum.Sessiz kalmayi tercih ettim simdiye kadar ama artik yeter. kavganizi benim blogumda yapmayin lutfen. Eger surdurecekseniz baska yerde devam edin. Ben bu makaleyi insanlar kavga etsin diye yazmadim, bilgilensin diye yazdim.Ben bir egitimciyim ve artik buna alet olmak istemiyorum.Sizi sukuta davet ediyorum lutfen yeter artik. Dedelerimle herzaman gurur duymusumdur ve hep duyacagim da...Kimse beni bunun icin kinayamaz, engel olamaz ve ovunuyo da diyemez, tabiki ovunecegim de.Saygilar, selamlar.

okan salihoglu dedi ki...

bay isimsiz seninnalaşılan anlayışın veya izanın kıt yada yaran var sana adresimi veriyorum mimarsinan cad no 17.a başak kuyumculuk 500 evler taşköprü durağı bekliyorum biçayımıda içersin ama cabuk gel gözüm yolda kalmasın önec ismini yazsaydın yada hic olmazsa yaşını ama nerde sende oyürek bilgisayarda da cokvar sanalkahraman günde yüztana adamkesiyorlar ulaaa okıt aklınla güya beniarkadaşlarmla takıştıracan ama seni özelliklebekliyecem tamam mı sanal kahraman

necla akın dedi ki...

çocuklar çok ayıp oluyor bence bu tartışmayı uzatmanın anlamı yok